Bugün yaşadığım bir olaydan dolayı odaklanmakta güçlük çekiyorum. Düşündüm de uğruna çok vakit, emek harcadığımız, stres yaşadığımız işlerimiz, satın almak için çok uğraştığımız o pahalı arabamız yada telefonumuz, etrafa karşı dikkat etmemiz gereken bir takım kurallar silsilesi vs. herşeyin üzerinde konular olduğunu unutuyoruz.
Çünkü ölüm, TRT4’ün gece 12’den sonra verdiği renkli yuvarlak görüntüye veya meşgul sesinin verdiği ‘dııt dııt dııt dıııııt’ sesine benziyor. Diğer hiçbir şeyin önemi kalmıyor, geri çevrilemiyor.
Bugün, gözlerimin önünde bir köpek, hareket halindeki bir kamyonun altında kurtulamayacağı kadar feci şekilde zarar görülerek ezildi. Maalesef kamyonun altından çıktıktan sonra hala yaşıyordu ancak size burada anlatamayacağım bir görüntü var önümüzde. Sahibi sandığım kişide şoka girdi sanırım. Ne yapacağımı bilemedim, kimse bilemiyordu, hala can çekişiyordu. Bugün işe geldiğimde internette ‘acı çeken hayvanı öldürmek’, ‘can çekişen hayvana ne yapılmalı’, ‘gerektiğinde hayvan öldürmek günah mı değil mi’ gibi şeyleri araştırıyordum. Çünkü o köpeğe o anda tek yapabileceğimiz yardım buydu. Ama hiçbirimizde ne bunu yapabilecek sertlikte bir vicdan ne de bilgi vardı.
Beni yakın tanıyanlar bilir; iki tane Sibirya Kurdu ırkı köpeğim var. Sadece köpeklere değil tüm hayvanlara karşı sevgim var. Geçmişte ciddi bir araba kazasını köpeğe çarpmamak için yaptım. (Köpek mi araba mı diye karar verebilecek kadar vaktim vardı)
Düşünün ki, yakınımız birinin başına kötü birşey geldiğini… O zaman hayatımızdaki en önemli şey bu durum olur değil mi? Şu an önemli gördüğümüz hiçbir konu o anda aklımıza bile gelmez. İşte bence bazen böyle durumları düşünüp ona göre hayatımıza bakmalıyız.
Sağlıklı, mutlu, huzur dolu bir gelecek dileğiyle… Para bunları her zaman vermez.
Bugün, benim de uzun süredir paylaşmak istediğim bir konuyu Devrim Demirel “Girişimci ve Networking” adlı yazısında aktarmış. Ben de beklettiğim düşüncelerimi aktarmak istedim.
Bazı girişimlerin arkasındaki kişileri çok görür veya duyarsınız. Dikkatli bakarsanız bu kişilerin bazıları girişimlerinden daha çok görünürler :)
İstanbul’da ikamet etmiyorsanız, İstanbul merkezciliğine kapılmamayı (Türkiye’nin tek şehire odaklanması vazgeçilemeyen büyük bir hatadır - ayrı bir konu) avantaja çevirin. Kaldı ki, internet sektörü için bu gayet mümkündür. Etkinlikten etkinliğe koşmak yerine işinize odaklanın. Yoğun trafiğin, kalabalığın arasında olmamayı avantaj sayın.
İnternet girişimcileri bilgileriyle, yapabildikleriyle hava atmayı sever. Sürekli etkinliklere katılma hevesiniz bundan dolayı olabilir. Arada kendinizi ve işinizi sorgulayın; ne durumdasınız, sektörde, kategoride yeriniz ne? Şimdiye kadar neleri hayata geçirdiniz?
Başarılı işler çıkarmak için, internet dünyasında her olup biteni okuyup takip etmek, her etkinliğe katılmak şart değildir. Bir iş deneyimi yaşamamışsanız okuduğunuz/dinlediğiniz bazı konulardaki asıl fikri zaten anlayamayabilirsiniz. İnsanların paylaştığı bazı şeyleri yorumlayabilmek, ne demek istediğini anlayabilmek deneyim yaşamış olmayı gerektirebilir.
İşinizde, gücünüzde olun, ancak kafanızı kuma gömmeyin. Bunun dengesini kuramazsanız gün geldiğinde tanışabildiğiniz değerli insanlara sunabilecek bir projeniz olmaz yada çok iyi bir işi sunabileceğiniz gerekli insanlara ulaşma şansınız olmaz.
Ayrıca katıldığım etkinliklerde bazı kişilerin henüz ortaya birşey koymadığı halde projesinin harika ve fikirlerinin en doğru olduğuna inandıklarını görüyorum. Karşınızdakiyle tecrübe ve bilgi paylaşmak yerine diğer girişimcilere değer vermeme hatasını yapmayın. Bu kendini büyük görme yanlışını yapmayın. Bırakın işinizi başkaları değerlesin ve övsün. Kimin ne faydası olabileceğini bilemezsiniz, bu yüzden yeni insanlarla tanışmaya önem verin. İnsanlara iyi davranın, iyi insanları çevre edinin. (İnsanları hemen iyi sanıp, herşeyinizi paylaşmayın. İnternet dünyası doğru bir iş yapıyorsanız sizin için toz pembe olmayacak, sert rakipleriniz olacaktır. Bunlar varsa zaten doğru yoldasınız demektir.)
Şehirinizde gerçekleşiyorsa e-Tohum gibi etkinliklere katılmaya çalışın. Bu etkinlikler yakın çevrenizdeki diğer girişimcileri, projeleri ve onların deneyimlerini öğrenebilmenizi sağlar. Ama girişim dediğimiz şeyin fikrini etkinliklerde bulmayı ummayın, niye güzel bir fikri başkası yapmasın ki? İş fikrinizi siz bulacaksınız, sonra onu hayata geçirirken etkinliklerden girişim adımları konusunda kendinizi geliştirebilirsiniz.
Son tavsiyem: Merkezcilik yüzünden İstanbul’la bağınızı işinize göre belli bir yoğunlukta sürdürmek zorundasınız. Bu yüzden İstanbul olsun başka şehir veya hatta başka ülke olsun, sizin için önemli çalıştığınız kişi veya firmalarla yüz yüze direkt ilişkiler kurmaya gayret gösterin. İş ne kadar teknolojik olursa olsun, bizim kültürümüzde böyle bir durum var.
Geçtiğimiz günlerde TBD’nin düzenlediği bir yarışma sonucunda sayfalarında yayınlanmak üzere benden ‘genç girişimcilere vereceğiniz tavsiyeler’ konulu bir mesaj istendi. Ben de buradan sizinle paylaşmak istedim.
Şimdiye kadar edindiğim tecrübelerimden hızlı bir derleme…
Öğrencilik döneminde hedefleriniz doğrultusunda devamlı çalışmanızı öneririm. Bu, okul bittiğinde ilk işinizi ararken tercih edilmenizi sağlar, aksi taktirde şirketler bu çalışanların öğrenme sürecine iyi karşılık vermeyebilirler.
Özellikle kendi girişimlerini düşünenlerin sürekli deneyim kazanmaları gerekli. Hata yapmak, başarısız olmak sorun değil. Bu tecrübeler ve kazanımlar sayesinde doğru projeler, başarılı iş fikirleri çıkarılabilmektedir. İş hayatında öğrenmenin ve karşı karşıya kalınan durumların çeşitliliği hiç bitmez. Bunlarla bir an önce karşılaşmaya başlamak gerek.
Ben girişimim, işim, hayallerim uğruna Matematik bölümünü terk ettim (Daha sonra AÖF İşletme okumaya başladım). Bu benim için doğru bir karardı ancak herkes için böyle olmayabilir. Mesleğimi, geleceğimi riske atarak öğrencilik gibi rahat, kolay bir hayattan vazgeçtim. Bu sözümü, iş hayatının yoğunluğuyla karşılaştığınızda daha iyi anlayacaksınız. Tabii gerçekten büyüme hedefleriniz varsa ve durmadan gayret gösterirseniz karşılaşacaksınız.
Girişimcilik çok zorlu, stresli, aşırı çalışma gerektiren (bazı şanslı kişilere böyle değildir) süreçleri içeren ama güzel kazanç, sevdiği işi yapma keyfi ve iş başarıları yaşamanızı da sağlayabilecek (bazı kişilere böyle değildir) sonu olmayan bir çalışma şeklidir. Sonu olmayan diyorum çünkü ben sürekli kendime yeni hedefler koyuyor ve farklı iş kollarında veya sektörlerde fikirler buluyorum. Girişimciliğin net bir tanımı yok ancak iş fikirleri içinize sığmayan bir enerji yaratıyor ve gerçek hayatta uygulamaya geçmek için çabalıyorsanız devam edin. Ama bu içinizdeki enerjinin ışığını şimdiye kadar hiç dışarı yansıtmadıysanız ya tembelliği bırakın ve işe koyulun yada kurumsal bir iş sektöründe çalışmayı amaçlayın. Unutmayın ki uygulamaya geçmeyen fikirlerin çoğu başkaları tarafından da düşünülüyor. Hep düşünenler, hiç düşünmeyenler, sonra düşünmeyi düşünenler…
Projenizi en iyi uygulayabilecek ve onu hayata geçirdikten sonra geliştirebilecek kişi sizsiniz. Ancak fikrinize aşık olma hatasını yapmayın. Kendinizi öyle bir kaptırırsınız ki, iş planınızın ölçeklenebilir olmadığını, işin nerede tıkandığını görmezden gelebilirsiniz. Projenizden ne zaman vazgeçebileceğinizi arada bir de olsa düşünün. Bu onu aldatmak ya da işinize ihanet anlamına gelmez. Girişimcilik heyecanlı ve önlenemez bir aksiyon bu nedenle ekip kurma, yatırım gibi onlarca hakkında en ufak fikriniz olmayan şeyleri yaşamak bile heyecanlı olacaktır. Olabildiğince kapıyı tırmalayın, ulaşabildiğiniz herkesten fikir, bilgi, tecrübe almaya çalışın. ‘En iyisini ben bilirim’ görüşünüz ve ‘ego’ zaafınız olmasın.
Heyecan ve amaç çok önemli. Ama bunların varlığını her zaman hissedemeyebilirsiniz. Yani amacınızı göremediğiniz, heyecanınızın olmadığı zamanlar olabilir. Bu bazen sadece bir yanılgıdır. Moralsiz anlarım da oldu, harika anlarım da. Zaman geçtikçe neyin doğru, neyin gerekli, neye odaklanılması gerektiğini daha iyi görmeye ve anlamaya başladım. Bunlar neticesinde çok daha iyi ve arkamı yaslayabileceğim bir ekip de kurabildim. İleride daha farklı deneyimlerimi de sizinle paylaşacağım.
Sanırım bu yazıyı hiç bitirmemek, aktarmak istediğim her şeyi bir kerede paylaşmak istiyorum. Ama bunları bölüm bölüm daha anlamlı yazarak sizlere gerçek bir fayda sağlayabileceğime inanıyorum.
Tüm yeni girişimcilere bu yolda kolaylıklar ve bol başarılar diliyorum…
Anonim sordu: Merhaba, ben 14 yaşındayım ve bilgisayar mühendisi olmak istiyorum. Bilgisayarı çok seviyorum ve kendimi geliştirmek istiyorum. İngilizcem çok iyi ama sayısal bakımdan çok kötüyüm ne önerirsiniz? NOT: Mesleğinizi tam olarak bilmiyorum ama tamindir gibi büyük bir platformun kurucusu olduğunuza göre bilgisayardan anlıyorsunuzdur :D sorumu cevaplarsanız sevinirim. :)
Sevdiğin ve zevk aldığın birşeyse devam et derim ama seni yönlendirmek istemiyorum. Sadece şunu belirteyim; ben bilgisayarla 14 yaşında tanıştım ve devamında internetle geçti hayatım. Sen büyük ihtimal daha erken tanıştın. Bu alanda başarılı olmak tamamen senin elinde. Önünde kocaman bir yol var.
Artık Twitter ve benzeri sosyal ağlarda paylaştıklarımı buraya otomatik göndermeyeceğim. Daha önemli, özel yazıları paylaşmaya karar verdim. Blogumu takip edenlerle değerli yazılar paylaşmaya çalışacağım…
Global game jam 2012 izmir jurisiyim -
GGJ izmir panorama foto #ggjizmir
Google Maps’de bahçe görünen yer, @YandexComTr Haritalar’da yol. Bilmediğim bu İstanbul yoluna panoramayla indim ve nasıl gideceğimi ögrendm
2011 Yılında Türk Kullanıcıların En Çok İndirdiği Programlar http://t.co/oWDVQFa0 via @tamindir
2011 en orjinal icerik ureten site 1.’si olduk. @Tamindir tesekkurler @gelirortaklari http://t.co/duZF6ig5
Ataturk yeni goruntuler HD 720p http://t.co/wdj0Iq4J
Hicbir insan seni gormek kadar guzel olamaz