İstanbul Merkezinde Değilseniz…
Bugün, benim de uzun süredir paylaşmak istediğim bir konuyu Devrim Demirel “Girişimci ve Networking” adlı yazısında aktarmış. Ben de beklettiğim düşüncelerimi aktarmak istedim.
Bazı girişimlerin arkasındaki kişileri çok görür veya duyarsınız. Dikkatli bakarsanız bu kişilerin bazıları girişimlerinden daha çok görünürler :)
İstanbul’da ikamet etmiyorsanız, İstanbul merkezciliğine kapılmamayı (Türkiye’nin tek şehire odaklanması vazgeçilemeyen büyük bir hatadır - ayrı bir konu) avantaja çevirin. Kaldı ki, internet sektörü için bu gayet mümkündür. Etkinlikten etkinliğe koşmak yerine işinize odaklanın. Yoğun trafiğin, kalabalığın arasında olmamayı avantaj sayın.
İnternet girişimcileri bilgileriyle, yapabildikleriyle hava atmayı sever. Sürekli etkinliklere katılma hevesiniz bundan dolayı olabilir. Arada kendinizi ve işinizi sorgulayın; ne durumdasınız, sektörde, kategoride yeriniz ne? Şimdiye kadar neleri hayata geçirdiniz?
Başarılı işler çıkarmak için, internet dünyasında her olup biteni okuyup takip etmek, her etkinliğe katılmak şart değildir. Bir iş deneyimi yaşamamışsanız okuduğunuz/dinlediğiniz bazı konulardaki asıl fikri zaten anlayamayabilirsiniz. İnsanların paylaştığı bazı şeyleri yorumlayabilmek, ne demek istediğini anlayabilmek deneyim yaşamış olmayı gerektirebilir.
İşinizde, gücünüzde olun, ancak kafanızı kuma gömmeyin. Bunun dengesini kuramazsanız gün geldiğinde tanışabildiğiniz değerli insanlara sunabilecek bir projeniz olmaz yada çok iyi bir işi sunabileceğiniz gerekli insanlara ulaşma şansınız olmaz.
Ayrıca katıldığım etkinliklerde bazı kişilerin henüz ortaya birşey koymadığı halde projesinin harika ve fikirlerinin en doğru olduğuna inandıklarını görüyorum. Karşınızdakiyle tecrübe ve bilgi paylaşmak yerine diğer girişimcilere değer vermeme hatasını yapmayın. Bu kendini büyük görme yanlışını yapmayın. Bırakın işinizi başkaları değerlesin ve övsün. Kimin ne faydası olabileceğini bilemezsiniz, bu yüzden yeni insanlarla tanışmaya önem verin. İnsanlara iyi davranın, iyi insanları çevre edinin. (İnsanları hemen iyi sanıp, herşeyinizi paylaşmayın. İnternet dünyası doğru bir iş yapıyorsanız sizin için toz pembe olmayacak, sert rakipleriniz olacaktır. Bunlar varsa zaten doğru yoldasınız demektir.)
Şehirinizde gerçekleşiyorsa e-Tohum gibi etkinliklere katılmaya çalışın. Bu etkinlikler yakın çevrenizdeki diğer girişimcileri, projeleri ve onların deneyimlerini öğrenebilmenizi sağlar. Ama girişim dediğimiz şeyin fikrini etkinliklerde bulmayı ummayın, niye güzel bir fikri başkası yapmasın ki? İş fikrinizi siz bulacaksınız, sonra onu hayata geçirirken etkinliklerden girişim adımları konusunda kendinizi geliştirebilirsiniz.
Son tavsiyem: Merkezcilik yüzünden İstanbul’la bağınızı işinize göre belli bir yoğunlukta sürdürmek zorundasınız. Bu yüzden İstanbul olsun başka şehir veya hatta başka ülke olsun, sizin için önemli çalıştığınız kişi veya firmalarla yüz yüze direkt ilişkiler kurmaya gayret gösterin. İş ne kadar teknolojik olursa olsun, bizim kültürümüzde böyle bir durum var.
Bir İstanbul donusu daha İzmir… Ben bu sehrin adamiyim!
21 Nisan’da Google Kobi Gunu Icin Istanbul’a Geliyoruz


